Babamız sağolsun.Yine sabahın köründe bizi yollara düşürdü.Sabah 8 vapuru ile heybeliada ya doğru yola çıkmıştık bile.Oğlum da alıştı artık bu tempoya.
Vapurda kahvaltı eden insanların yüzüne o kadar dikkatli bakıyordu ki amcalar küçüğe de poğaça alalım mı diye sormak zorunda kaldılar :)
Adada kuşları ,kçpekleri,atları inceleyerek onları gördüğümüz için sevinerek piknik alanına ulaştık.Hep beraber top oynadık,çimlerde yuvarlandık,kumlarla oynadık.Mis gibi çam kokusu arasında mamalarımız yedik.Biz oyuna dalmışken adanın hırsız kargalarından biri paketi içindeki oğlumun poğaçasını çalmaz mı! Şok oldum doğrusu.sabahın alısında uyanmasına rağmen Doruk bir türlü uyumadı.Babasıda sürekli ne zaman uyuyacak diye sordu durdu.Ama Doruk uyanık dönüş yolu boyunca uyuyup eve ulaştığımızda dinlemiş ,kudurmaya hazır olmayı tercih etti.
Biz evde öğlen yemeği ile boğuşurken babannemiz imdadımıza yetişti.15 gündür birbirlerini görmüyorlardı hasret gidersinler diye onları evde bırakıp Gözde ve Ufuk 'un düğününe gittik.
döndüğümde de mışıl mışıl uyuyordu bir tanem.
Seni çok seviyorum oğlum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder